Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Taksim'de Dev Pankart PırPır

PırPır 12 Eylül faşist darbesine kadar Taksim Meydanı’nda miting yapmak serbestti. Bunun için seçim dönemi olması da gerekmiyordu. Siyasi partilerin, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin Vilayete bildirimde bulunması yeterliydi. Gösterilerde kürsü, şimdiki The Marmara’ya bakar vaziyette, Gezi Parkı merdivenlerinin başladığı yere kurulurdu. İlçe yöneticisi olduğum Türkiye İşçi Partisi de Taksim’de seçim mitingi yapacaktı. Daha önce bu tür etkinliklerde gereken görsel malzemeleri sağlamak üzere genel merkeze bağlı bir kadromuz vardı, bu kadroyla Partide Grafik Sanatlar Seksiyonu yeni kurulmuştu. O sıradaki İl Başkanımız aynı zamanda Başkanlık Kurulu ve MYK üyesi Mimarlar Odası İst. Şb. Başkanlarından Müşfik Erem, bu kadronun toparlayıcısı ve yönlendiricisi olmuştu. Her alanda olduğu gibi, işin “en iyisini” yapmayı ilke edinmiştik ve gözü kara bir şekilde hep iddialı işler planlıyorduk. 1977 kanlı 1 Mayısı sonrası 5 Haziranda milletvekili seçimleri yapılacaktı. Biz de seçim çalışma...

BEHİCE BORAN: Yürekten Gülerekten

Resim
Bu anı diğerlerinden oldukça farklı. 2011 yılında açtığım " Yürekten, Gülerekten... Gülümseyen Bir Karenin Peşinde Behice Boran Portreleri " fotoğraf sergisinin albümüne de yazdığım kendi anım ile kısıtlı bir zaman aralığında ulaşabildiğim, Behice Boran’la bizzat teması olan bazı arkadaşlarımızın anılarından oluşuyor. Okuyunca fark edeceksin, diğer anılarımda titizlikle uygulamaya çalıştığım "olduğu gibi" üslubumu burada biraz esnettim. Esnettim ama yine de tam olarak anımsayamasam da öyle olduğuna inandığım şekilde ufak eklemeler yaptım. “ Gülümseyen kare” ve hikâyesi: Bu albümü oluşturan fotoğrafların hikâyesi, Behice Hanım'ın önünde duran bazı fotoğraflara bakıp "Ben bu kadar sert ifadeli ve asık suratlı mıyım?" diye sormasıyla başladı. Partinin bir merkez yönetim kurulu toplantısında, durduk yerde ortaya atılan bu soru, o yoğun gündem arasında herkesi şaşırtmıştı. Boran devam etti: "Diyorlardır ki, bu TİP Genel Başkanı da ne kadar ...

ÖYLE BİR GÜN Kİ!!

Resim
Gelişmekte olan her ülkede olduğu gibi bizde de çalkantılı zamanlar, kitlesel hareketlerin yoğunlaşması, hatta isyanlar olagelmiştir. Çoğu kez bunlar bahane edilerek, özellikle solun güç kazanmasının önüne geçilmesi, işçi-emekçi hareketinin, ve bağımsızlıkçı-demokratik muhalefetin güçlenmesine set çekilmesi için yapılan askeri darbeler, hatta askeri-faşist darbeler de ülkenin siyasal yaşamına bir kama gibi saplanmıştır.  Siyasal yaşamın, ülkenin sorunlarına demokratik bir çerçeve içinde kalarak ve bu çerçevenin genişlemesine elverecek biçimde çözüm bulması beklenen ve özlenen bir şeydir. Oysa her askeri darbe demokratik siyasal yaşamı altüst etmekte, demokrasinin hoyratça kesintiye uğramasına, antidemokratik- faşist- faşizan baskı ve uygulamaların alabildiğine yaygınlaşmasına neden olmaktadır.  Tabii Türkiye siyasal yaşamında yalnızca askeri darbeler değil, bir de sivil darbe girişimleri vardır. Demokratik siyasal yaşamın iktidar cenahı tarafından antidemokratikleştirilmesine ...