Kayıtlar

Şubat, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

VENCEREMOS (KAZANACAĞIZ)

Resim
Venceremos (*) Şili'den gelen duygulandıran gözyaşı Söz uçar yazı kalır denir. Bu gerçekten de böyledir. Ne zaman söylenmeye başlanmış bilmiyorum ama ilk gençliğimden beri bildiğime göre benden çok eskilere, belki de yazının yaygın kullanılmaya başladığı çok eski tarihlere dayanmalı bu deyişin kökeni. Ama bunun doğruluğuna inanıyorum. Söz söyleyenin konuşmasına ve yaşamına bağlı olduğu için, devam etse de ağızdan ağza zaman içinde erir veya tümüyle değişime uğrar ve büyük olasılıkla da unutulur gider. Burada yazıdan kastedilen kâğıda yazılandır. Yoksa bugünkü gibi internet ortamında yazılanlar kastedilmemiştir. Ben dijital ortamda paylaşılan yazıların da çok kalıcı olduğuna inanmıyorum. İki nedenle inanmıyorum; önce teknik olarak bu yazıların yüzlerce binlerce yıl saklanabileceğini sanmıyorum. Binlerce yıllık kitaplar olduğunu biliyoruz. İkinci nedenim de, o kadar yazı, fikir ve görsel bombardımanı altında kalıyoruz ki, yazı enflasyonu desem hafif kalır. Okunan izlenen şey kısa...

Van ve Hakkari Seçim Örgütlenmesi

Resim
1977 seçimleri öncesiydi. Yasalar gereği partilerin seçimlere girmek için, seçimden sekiz ay önceden en az on beş ilin tüm ilçelerinde örgütlenmesi ve bir ilde seçime girmek için de en az bir ilçesinde örgüt kurmaları şartı vardı. Küçük partilerin seçime girmemesi için koyulmuş bir kuraldı bu. Birçok parti bunu küçümser, aynı insanlarla posta yoluyla kuruluş dilekçelerini verirlerdi ama bunun riskleri de vardı. Ben İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye İşçi Partisi Genel Merkezine bağlı “Örgüt Büro” görevlisiydim. Biz hem seçime girme hakkımızı riske atmamak için hem de doğrudan o yere giderek temas kurmanın doğru olduğunu düşündüğümüz için beş kişiyi bir araya getirerek örgüt kuruyorduk. Bunların bir çoğu da sonradan örgütlenip kalıcı oluyordu. Böyle büyüyen epey örgütümüz vardı. Van’dan önce Adıyaman’a kongre için yasal hazırlığı yapmak için gitmiştim. Küçük bir basımevi olan İl Başkanı arkadaşımızla kongre bildirim dilekçesini yazdık, Hükümet binasına ben götürdüm. Dilekçeyi ...

Şile Ağva Mitingi

Resim
12 Eylül öncesinde, Senato ve TBMM seçimleri tamamlandıktan sonra, ölüm vb. sebeplerle eksilmeler olduğunda, ilgili iller için eksik sayıyı tamamlamak üzere Senato ve Meclis ara seçimleri düzenlenirdi. Bunun gibi bir ara seçim, 14 Ekim 1979 tarihinde İstanbul için yapılacak, üyesi olduğum Türkiye İşçi Partisi de bu seçime katılacaktı. Böyle durumlarda seçim yapılacak illere, seçim çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla, diğer illerden takviye arkadaşlar gönderilirdi. Bu kapsamda İstanbul il örgütüne Ankara’dan 11 arkadaş gönderilmişti. O yıllarda Türkiye’nin tüm il ve ilçelerinde programlı elektrikler kesintileri olurdu. Örgütümüzün miting yapacağı 12 Ekim Cuma günü 12.00-16.00 saatleri arasında da Şile ve köylerinde elektrik kesintisi vardı. Miting saatleri de merkezi yönetim tarafından belirlendiğinden, elektrik kesintisine denk gelen mitinglerde ses düzeni de çalışmıyordu. Biz de bu amaçla oto aküsüyle çalışan bir ses düzeni edinmiş, kesinti programına bağlı olarak il...

Şark Bülbülü Diyarbakırlı Celal Güzelses (*)

Resim
Çocukluğumun geçtiği Ağın’da elektrik yoktu, ancak 1969'da ben yirmi yaşındayken geldi. Ülkeyle bağı haftada bir toprak yoldan gelen posta arabasıyla ve manyetolu PTT’deki telefonla sağlanıyordu. Posta arabasıyla gelen gazeteler en erken 5-6 günlük olurdu. Telefonla konuşmak için de neredeyse tam gün postahanede hattın bağlanmasını beklemek gerekiyordu. Müzik dinlemek için ise üç olanak vardı. İlki yılda birkaç kere yapılan düğünlerde çalınan, klarnet, keman, cümbüş ve davuldan oluşan çalgıydı. İkincisi Berec marka (anot ve katot) kocaman pillerin enerjisini sağladığı lambalı radyoydu. Pilleri de sanıyorum hem çok pahalı hem de bulunması zor olduğu için çok az çalınırdı. Sabahları arada Yurttan Sesler programında türkü ve akşamları yine arada ajans haberleri dinlenirdi. Müzik olarak dinlediğimiz üçüncü olanak sanıyorum sadece bizde bulunan gramofonda çalınan türkülerdi. Gramofonu annem kullanmazdı, benim zembereğini çevirmeye gücüm yetmediği içi babam çalardı. Çok da plak yoktu, ...

Ruhi Su’ya Saygısızlık (*)

Resim
Yaşamımı kolaylaştıran, birçok zor konuda çözümler bulmamı sağlayan, uzunca bir dönem de işimin omurgasını oluşturan, bir şeye tam yoğunlaşma özelliğim ya da belki de yeteneğim yaşamım boyunca hep işime yaramışken sadece bir kez de bu nedenden ötürü bir kişiyi ve ayrıca birçok dostumu da ne yazık ki üzdüm. Benim için bunu anlatmak çok kolay değil, şimdi yazmaya karar verdiğimde bile gerildiğimi hissediyorum. Derdimi anlatmak için önce işimden bir örnek vererek giriş yapmak istiyorum, başka türlü anlaşılmam zor olacak. Doksanların başı, platoda bir film setindeyiz. Gecenin bir vakti 25-30 kişi, yönetmenimiz Alinur Velidedeoğlu ile birlikte bir reklam filmi çekimindeyiz. Ben de her zamanki gibi dekor ve görüntü efekti (bilgisayar olmadan önce sinemada, mesela birini evin tavanında yürütmek, bir ütünün uçurulararak bir kadifeye kondurulması gibi neredeyse sihirbazlık türünden hileler) işini yapıyorum. Dekoru önceden teslim etmiştim; ekip orada çekime devam ederken ben de platonun pek de ...

Ben de İsyandayım

Resim
“Bir gezinin öyküsü” Ben Hep İsyandayım, Mutluyum Mutlu olmayı sadece insanlar değil evrende her canlı ister. Dünyanın dört bir tarafında insanlar rengine, ulusuna, inançlarına bakmaksızın mutlu olmak ister, ama buna ulaşmak için de çok çaba sarf etmediği gibi, kendisini neyin mutlu edebileceğini fazla düşünmez. Bu mutluluk biraz da kendiliğinden gelir. Biraz düşünsek göreceğiz bunun böyle olduğunu, bizim de böyle davrandığımızı. Mutlu olmanın önemli bir etkeni de verici olmaktır. Gerçekten başkalarına yarar sağlamayı amaçlayan gönüllü davranışlarında, insanların mutluluğunu çok önemli ölçüde etkilediği biliniyor. Ama biz çoğunlukla bunun bilincine varmayız. Şimdi diyeceksin ki nereden çıktı bu mutluluk, isyan hikâyesi. Bir de tabii içinden akıl verme hikâyesi de geçiyordur eminim. Sabredersen tabii ben de toparlayabilirsem, yaşadığım bir örnekle bunu anlatacağım. Birine, bir canlıya iyilikte bulunmak, alıcının iyiliğini etkilemesinin dışında, iyiliği-yardımı yapan kişinin ...